Sayfalar

11 Haziran 2015 Perşembe

Ahmet Haşim, Bir günün sonunda arzu şiir tahlili

Yeni Bir Sembolizme Doğru: Bir Günün Sonunda Arzu

Yorgun gözümün halkalarında
Güller gibi fecr oldu nümâyân,
Güller gibi... sonsuz iri güller,
Gün doğdu yazık arkalarından!
Altın kulelerden yine kuşlar,
Tekrârını ömrün eder i'lân,
Kuşlar mıdır onlar ki her akşam,
Alemlerimizden sefer eyler?
Akşam, yine akşam, yine akşam,
Bir sırma kemerdir suya baksam;
Akşam, yine akşam, yine akşam,
Göllerde bu dem bir kamış olsam!

Şiirin Çözümlemesi

Bir Günün Sonunda Arzu şiiri biri gül, diğeri kuş öteki de akşam meta-foru üzerine kurgulanmıştır. İlk dörtlükte şair ya da şiirin öznesi kendi yorgun ruh hali ile güller arasında bir ilişki kurmayı denemiştir. Gül sembolü belki de ilk defa bu şiirde alışık olunan ya da bilinen anlamının dışında farklı bir tarzda kullanılmıştır.
Yorgun gözün halkaları ile gül çiçeğinin birbiri içine halkalarmış yaprakları arasında bir benzetme yapılmıştır. Yorgun göz, etrafını kaplayan halkalarla bir günün bitişi ile akşama ulaşan bir gülün dummunu andırmaktadır. Bu elbette Divan sembolizmine, gül mazmununa bir katkıdır. Şair yorgun gözünün halkalarında -tıpkı güllerin sabah açıp akşamla birlikte içine çekilmesi, bir bakıma ömrünü tamamlaması gibi- bir günün batışım terennüm eder. http://siircumhuriyeti.blogspot.com.tr/
Manzumenin ikinci dörtlüğü kuş metaforu üzerine kurgulanmıştır. Fakat burada da kuş bildik anlamı dışında kanatlı hayvanı değil akşamın batışını, yani gurub vaktini temsil eder. Akşam bir kuş gibi geçip gider. Altın kuleler söz grubuyla şairin şiirlerinde kullanmayı pek sevdiği gurub vakti kastedilmiştir. Akşam vakti güneşin son ışıklarının gurubda yarattığı altın kulelerde ömrün tekrarını ilan eder. Zira hemen her akşam bu manzara tekrar etmektedir. Şiirin mekânının çöl ikliminin egemen olduğu bir coğrafya olduğu farzedilirse şiirin gurub bağlamı yerli yerine oturur. Her gün, akşamla birlikte âlemlerimizden sefer eden kuş(lar) gibidir. İpekböceğinin tırtıl sonra da kelebek olması gibi gün, sabah, öğle, akşamla birlikte dünyamızdan ayrılır. Böylelikle şair sadece belli bir sembolizmin içinde kalmaz, sembole ulaşacak kendi alegorilerini de yaratır. Kuş alegorisi bunlardan biridir. Bu bakımdan Haşim’i salt sembolist saymak doğru değildir, o yeni bir sembolizm kurma peşinde olan bir şairdir. http://siircumhuriyeti.blogspot.com.tr/

Manzumenin son dörtlüğü akşam metaforu üzerine kurgulanmıştır. Akşam sözü altı kere tekrar edilir. Akşam kelimesi üzerinde şairin bu kadar ısrar etmesinin nedeni vardır. İlk iki dizede akşamın su sathında güneşin son ışıklarıyla oluşturduğu bir ışık oyunu dile getirilir. Bu bir sırma kemerdir. Yahya Kemal’in Hayal Şehir şirinde söylediği,

Güneşin vehmi saraylar yaratır camlardahttp://siircumhuriyeti.blogspot.com.tr/
dizesi gibi bu batmakta olan güneşin tabiattaki son oyunudur. Fakat bu dörtlüğe damgasını vuran şairin bir huzur ve ruh dinginliğine ulaşmak için söylediği son dizedir.

Göllerde bu dem bir kamış olsam!http://siircumhuriyeti.blogspot.com.tr/
Bu bir çöl imgesidir. Bütün gün güneşin kavurucu sıcak ve ışığı altında kavrulan kamışlar artık gecenin başlamasıyla birlikte serin ve dingin bir sürece geçerler. Başlarında serin rüzgâr, ayaklarında soğuk su vardır. Güneş, ışık ve başka rahatsız edici öteki unsurlar yoktur artık. Bu bir ruh dinginliğidir artık. Üstelik karanlık gündüze ait bütün görüntüleri de silmiştir. İnsanın, doğanın kendini dinlediği saatlerdir bunlar. Şiirin öznesi böyle bir huzurun ve dinginliğin peşindedir. Akşamın davet ettiği güzellik buradadır. Öznenin akşamı sayıklamasının ardındaki istek de burada yatmaktadır. Bu balamdan Haşim’in akşamı, faraza Yahya Kemal’in, Cahit Sıtkı’nın, Orhan Veli’nin akşamından farklıdır. http://siircumhuriyeti.blogspot.com.tr/


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkürler!