Sayfalar

4 Ocak 2016 Pazartesi

Bir Yolcuya, Dur Yolcu! Şiirinin Tahlili

 Bir Yolcuya

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın 

Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın 

Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

 Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda 
Gördüğün bir tümsek, Anadolu'nda,
İstiklâl uğrunda, namus yolunda 

Can veren Mehmed'in yattığı yerdir.

Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
Son vatan parçası geçerken ele,
Mehmed'in düşmanı boğduğu sele 

Mübarek kanını kattığı yerdir.

Düşün ki haşr olan kan, kemik, etin 

Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin 
Bir harbin sonunda bütün milletin 
Hürriyet zevkini tattığı yerdir.Şiirin ÇözümlemesiBir Yolcuya şiiri Çanakkale’de toprağa düşmüş askerlerimiz için kaleme alınmıştır. Bir toprak parçasıyla vatan arasındaki farkı belirten güzel metinlerden biridir. Epik muhteva şairin akıcı üslubu ve yerinde kelime seçimi ile birleşince milletin hafızasında yerini bulmuştur.


Dört kıt’alık bu manzumede yere, mekâna bağlı bir hafızanın dile getirildiğini gözlemleriz. Dur yolcu! İhtarı arkasından mekânla ilgi tarihin dize d -ze anlatılmasına geçilir. Yolcunun durması için bir değil birçok sebep vardır. Üzerinde gezdiği toprak sıradan bir kara parçası değildir. Orada bir tarih yatmaktadır. Kronolojinin ya da takvim zamanının dışında olaylar hep yaşandığı anın mahsulü olarak canlı kalırlar. 0 halde bu toprağın hikâyesi nedir?

Şair, bu topraklar üzerinde bilmeden dolaşan yolcuyu uyarır. Bu topraklar bir devrin battığı yerdir. Bu Çanakkale savışlarıdır. Dünya tarihinde örneği olmayan bir mücadelenin adıdır Çanakkale. Onu önemli yapan, öteki savaşlardan ayıran bir değil birçok özelliği vardır. Şair bütün bunları sıralamıyor; o sadece zaten millî hafızada cani-, halde bulunan bu olayları kısaca hatırlatmakla yetiniyor. Bu şiirde Mehmet Akif in Çanakkale Şehitlerine adlı şiirinde olduğu gibi ayrıntılı savaş manzaraları yoktur. Daha çok neticenin doğurduğu fotoğrafları vardır. 0 halde mekânın sesini dinlemek, üzerinde cereyan etmiş sahneleri tahayyül etmek, vatanın kalbinin nabız atışlarını duymak gerekecektir.

Bu genel bakıştan sonra şair aynı mekâna bağlı üç mevziden sözeder. Birisi istiklâl ve namus uğrunda can veren Mehmed’in yattığı tümsek, diğeri Mehmetçiğin kanının aktığı yer öteki de bu harbin sonunda bütün milletin hürriyet zevkini tattığı yer’dir. Yani bütün bir Çanakkale cephesidir.
 Şair bu olayı kin ve öfke duygularına kapılmadan bir zaferin tadını çıkarmaya çalışan ve burada ölen askerlerin mutlu ama hüzünlü bir varisi olarak konuşur. Uğruna savaşılan kutsal değerler, istiklâl, namus ve vatan kavramlarıdır. Bu harp Türk milletinin elinden bütün bunları almaya çalışan bir zihniyete karşı verilen bir kara, deniz savaşı olduğu kadar sinir ve iman savaşıdır. Bir toprağı vatan yapmanın bedelidir.

Şairi heyecanı kontrol eden duygu kendine ve milletine olan özgüven duygusudur. Biz Çanakkale Şehitleri şiirinde de aynı özgüven duygusunu buluruz. Peki bu özgüven nereden gelmektedir? Elbetteki millî hafıza dediğimiz milletin ruhundan, genlerine ve yaşama üslubuna sinmiş vakarından gelmektedir. İşte bu manzume zafer çığlıkları atan savaş fukarası bir şairin dilinden değil tarihinde binlerce zafere imza atmış bir mirasın varisi olarak bu vakarı yansıtmaktadır.
 

1 yorum:

Yorumunuz için teşekkürler!