Sayfalar

8 Aralık 2016 Perşembe

Şiir Tahlili: Zulmü Alkışlayamam - Mehmet Akif Ersoy


Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdımı, hatta boğarım! ...
-Boğamazsın ki!
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticâın şu sizin lehçede ma'nâsı bu mu?

Şiirin Tahlili:

Büyük sanatçılar öldükten sonra da bıraktıklan eserlerle hizmet etmeye devam ederler. Onların görevi hayatlanyla sınırlı kalmaz. Zamanlar üstü bir niteliğe bürünürler. Mehmet Âkif de bu şairlerden biridir. Zulmü Alkışlayamam şiiri bir şairin entelektüel olarak portresini çizer. Zamanımızda yokluğunu hissettiğimiz münevver/aydın/entelektüel tipinin nasıl olması gerektiği hakkında unutulmaz bir ders verir.

Manzumenin geneline baktığımızda onun bir ‘değerler’ sistemi üzerine kurgulandığını görürüz. Bu Namık Kemâl’den beri yüksek sesle dillendirilen bir ‘karşı duruş’un adıdır. Her beyit bir ‘değer’i dillendirir. Bu bir bakıma şairin ‘kutsal alanı’m oluşturur. Kendisi ile barışık insamn kuşandığı ilkelerdir bunlar. Bu değerlere sahip olunması kadar onun yüksek selse dile getirilmesi de önemlidir. Bu bakımdan şiirin ilk beyti meselâ Namık Kemâl’in;

Muin-i zalimin dünyada erbâb-ı denâettir
Köpektir zevk alan sayyâd-ı bî-insafa hizmetten


(Dünyada zalimlerin yardımcısı alçak kişilerdir. İnsafsız avcıya hizmet etmekten zevk alanlar ancak köpeklerdir)

Beyti Türk entelektüel vitrininde bir rehber işlevi taşımıştır. Akif in şiiri de esasen ilhamını bu beytin de yer aldığı Hürriyet Kasidesi’nden alır.

İlk beyitte şair zulmü alkışlayamayacağım, gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemeyeceğini söyler. Yaşadığı yere değerler ve kutsallarla değil de menfaatlerle bağlananlar için bu sözler affedilmez cinstendir. Oportünist akıl çıkarların peşinde koşmayı emreder. Bu bireyi kimi sıkıntılardan kurtaracağı gibi ona nisbî bir rahatlık da sağlar. Yapılacak tek şey kendi kişiliğini başındaki iktidarı ve gücü temsil edenlerin katında eritmek, silmek, yok etmektir. Birey olmaktan çıkmak, hizmetkârlığa talip olmaktır. Halbuki zulmü alkışlamamak, zalimi asla sevmemek, geçmişi kötülememek bu açıdan affedilir cinsten bir davranış değildir.

Bir sonraki beyit şairin ecdadına karşı duyduğu saygıyı ve hassasiyeti dile getirir. Bugün de türedi ecdad sövücülcri ve başkalarına yaranma yarışçıları vardır. Hatta sayıları belki de eskisinden daha da fazladır. Kendi milletinin, ülkesinin geçmişini karalayanlar, satanlar, ihanet edenler ve bu yüzden ödüllendirilenler vardır. Köpek bile ekmeğini yediği kapıyı -kovulsa bile- kolay kolay terk etmez.

Şairin verdiği tepki ne kadar anlamlıdır.

Biri ecdadıma saldırdımı,hatta boğarım!...
-Boğamazsın ki!
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.


Bu öfkesini yenmenin, şiddeti soğutmanın ifadesidir. Karşısındakinin mesabesine inmeme, onun argüman ve yöntemleriyle savunma yapmama dikkatidir bu. Bu bakımdan Akif in tavrı katıksız bir entelektüel duruştur. O küçük hesapların günü kurtarma ameliyelerinin ve çıkar sağlama denklemlerinin adamı değil Hocam Orhan Okay’ın dediği gibi ‘Bir Karakter Hcykeli’dir.
Allah’ın rızasını her türlü hediye ve menfaatin üstünde tutan bu anlayış aynı zamanda doğru imanın davranışa dönüşme biçimini de gösterir. Bu bakımdan şairin aşağıdaki beyti çok önemlidir.

Uçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.


Zamanımız kendi putlarım yaratmakta gecikmedi. Abdülhak Hâmid yüz elli yıl önce Londra’yı anlatırken;

Para mabûd, bankalar ma'bed

demişti. Şairin bu dizeleri bugün için ne kadar masum kalmaktadır. Bu şiirin dayandığı temel felsefe Tanrı ve onun umdelerinin yerine yeni tannlann konması yani bir bakıma putların çoğalmasıdır. Her çıkar unsuru bir put olarak belirmektedir.

Şairin dillendirdiği kavramlardan biri de istikâl’dir. Bu aslında birey olmanın doğal güdüsüdür. Çıkar karşısında özgürlüğünden taviz vermeyen, amiyane tabirle satın alınamayana birey entelektüel olmuş demektir. Fakat aklım, beynini, kalbini, malım, mülkünü, eneıjisini, neyi varsa onu bir ideolojinin ya da herhangi bir oluşumun emrine verenler mahiyeti ne olursa olsun tasmayı boyunlarına takmış demektir.

Herbiri bir ibret levhası olan beyitlerden biri de entelektüel duruşun bir başka yönünü resmeder.

Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!


Şiddeti ve hiddeti reddeden bu anlayış aynı zamanda kararlılığı emreder. Bildiği ve inandığı doğrular karşısmda bireyin 'duruş'udur bu. İtilip kakılmak, çekilip atılmak yerine dik duruşun ifadesidir bu.

Bir sonraki beyit entelektüelde olması gereken merhamet duygusu dillendirilir. Dünyayı ve olayları sadece çıkarlarının penceresinden gören köşe başlarmı futmuş kiralık kalemlerin anlayamayacağı bir duygudur bu. Entelektüel sadece bu tür olumsuz tabloları dillendirmekle kalmaz acıları dindirmek için de çalışır, çabalar, hatta bu yolda eziyet görür. Hapislere düşer, sürgünler yaşar. Bu yüzden o bütün menfaat duygularının üstündedir. Entelektüel Edward Said'in dediği gibi bir 'yalnız' adamdır. Vurdumduymazlık, gözünü haksızlıklara kapamak, görmezden gelmek gerçek bir entelektüel tavrı değildir. Bu uğurda eziyetleri göze alabilenler aydın olma vasfına sahip olabilirler.

Manzumenin son beyti şairin bu şiirde vermeye çalıştığı mesajı özetler niteliktedir.

Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticanın şu sizin lehçede manası bu mu?


İrtica gerçek anlamda eskiye dönüştür. Eski, köhnemiş, çürümüş, yozlaşmış değerleri tekrar hayata egemen kılmak anlamındadır. Bu kavram ne yazık ki son zamanlarda sadece dinsel yozlaşma anlamına hapsedilmiş ve kullanımı daraltılmıştır. Şairin yukarıda karşı çıktığı bütün uygulamalar bir irtica unsurudur. Zulmü alkışlamak, ecdada sövmek, üç buçuk soysuza zağarlık yapmak, çıkar uğruna kişiliğini ve karakterini silmek, haksızlık karşısmda susmak, mazlumun değil zalimin yanında olmak irticanın ta kendisidir.

İşte şair bu entelektüel duruşu ile devrinde dile getirdiği katıksız gerçeklerle bugüne ışık tutma, dolayısıyla sonsuza dek hizmet etme yolunu göstermiştir.

Dinlemek İsterim Diyenler İçin


1 yorum:

  1. Safahatın Süleymaniye kürsüsünde adlı ikinci kitabının İstanbula dönüş dizelerini de tahlil etme şansınız olsa ne güzel olur..

    YanıtlaSil

Yorumunuz için teşekkürler!