Sayfalar

23 Nisan 2017 Pazar

Han-ı Yağma şiiirinin tahlili, Tevfik Fikret

Bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır
Huzurunuzda titriyor - bu milletin hayatıdır;
Bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır!
Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
Bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir!
Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,
Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;
Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
Gurur-ı ihtişamı var, sürur-ı intikaamı var.
Bu sofra iltifatınızdan işte ab u tab umar.
Sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını
Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.
Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak!
Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,
Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Tevfik Fikret

Şiirin Tahlili: 

Hân-ı Yağma (Yağma Sofrası) şiiri Fikret’in İttihad ve Terakki iktidarına karşı yazdığı muhalif manzumelerden biridir. Hürriyet’in ilânının üzerinden dört yıl geçmesine rağmen ülkede işlerin iyiye gitmemesi, istibdat devrinin kötü alışkanlıklarının sürüp gitmesi şairi tepki göstermeye itmiştir. Genel olarak bakıldığında manzumeye alay, hiddet, nefret ve öfke duygusunun egemen olduğu görülür. Ülkenin durumu bir yağma sofrasma benzetilmiştir. Bu sofrada oturan yöneticiler önlerine gelen nimetin bedelini ödemeden fütursuzca ülke kaynaklarını tüketmekte, adam kayırmakta, çalıp çırpmaktadır. Şairin umutlan kısa zamanda tükenmiştir. Meşrutiyet’ten beklentileri suya düşmüştür; üstelik yeni idare eskisini aratmaktadır. Durum her geçen dakika kötüye gitmektedir. Bu devrede Fikret kendisine teklif edilen çeşitli görevleri kabul etmeyerek muhalif tavnnı sürdürmüştür.


Şiire egemen olan dil önemlidir. Fikret sanat endişesi gütmediği ve düşüncenin ön plâna çıktığı manzumelerinde daha sade bir dil kullanır. Bu sokak-aki herkesin anlayabileceği bir dildir. Seçilen dil manzumenin muhalif etkisini rttırmak üzere konuşma lisamna yakın kurgulanmıştır. Her dörtlüğün sonunda tekrarlanan;

Yiyin, efendiler, yiyin; bu hân-ı zî-safâ sizin;
Doyunca, tıksırınca, patlaymcaya kadar yiyin!


beyti manzumenin etkisini arttırmakta ve hafızalarda kalmayı kolaylaştırmaktadır.

Şair eski idare ile yeni arasındaki ayniliği mülkiyeti paylaşma konusunda gösterdikleri benzer hareketlerde arar. Buna göre eskilerin en azından bir bedel karşılığında elde ettikleri nimetleri yeniler hazır bulmuşlardır. Bütün bir saltanatın nimetleri önlerindedir. Artık yeni bir nesep, şeref, makam, mevki ve saadet zinciri kurulmuştur. Milletin sorunları ortada iken eski şatafatlı hayatın yeni aktörlerce sürdürülmüş olması şairi öfkelendirir.

Yağma sofrasma dönen ülkede artık haramla helâlin ayrımı yapılmamaktadır. Ülke eskiden olduğu gibi nesi varsa vermeye hazırdır. Malım, canını, ümidini hatta hayâlini bile devlet için vermeye hazırdır. Bunu defalarca ispatlamıştır. Ne var ki eskiden olduğu gibi aynı sömürü düzeni devam etmektedir. Kutsal değerler uğrunda ölmeyi dinî bir vecibe sayan milletin bu hassasiyeti birçok kez sömürülmüştür. Bu durum şairi rahatsız eder. Şair bu temayı Tarih-i Kadîm şiirinde daha da genişletecektir.

Muhalif tavrını nesirlerinden çok şiirleriyle sürdürmeyi bir alışkanlık haline getiren Fikret, kabul etmek gerekir ki Servet-i Fünûn nesli içinde Hüseyin Cahit Yalçın’la birlikte en muhalif ve hırçın kaleme sahip iki ediptir. Birlikte kısa süren Tanin yoldaşlığından sonra da hükümete karşı sert tavırlarım sürdürmüşlerdir.

1 yorum:

Yorumunuz için teşekkürler!