Sayfalar

23 Nisan 2017 Pazar

İnanmak İhtiyacı şiirinin tahlili, Tevfik Fikret

Bütün boşluk: Zemin boş, asumân boş, kalb ü vicdan boş;
Tutunmak isterim, bir nokta yok pîş-i hasarımda.
Bütün boşluk: Döner bir hiçî-i mühiş civarımda;
Döner beynim beraber; ihtiyarım, sanki bir serhoş,
Düşer, lagzîde-pâ, her sâha-i ümmîde bir kerre...
Bu yalnızlık, bu bir gurbet ki benzer gurbet-i kabre...
İnanmak işte bir âguş-i ruhanî o gurbette.
Karanlık: Her taraf, herşey karanlık, bir hazin yeldâ!
Karanlık: Fehm ü dâniş, akl ü istihraç hep muzlim;
Bütün ruhumda müz'ic bir cemâdiyyet olur nâim,
Kesafetten ibaret bir tecellî arzeder eşyâ,
Hakikat zahir olmaz dîde-i idrâke bir zerre...
Bu vehm-âlûd bir zulmet ki benzer zulmet-i kabre;
İnanmak... İşte bir şeh-râh-ı nûrânî o zulmette.

(1897)
Tevfik Fikret

Şiirin Tahlili: 

Fikret’te inanç krizleri daima olmuştur. Hayata geleneksel inanç çizgi sinde başlayıp sosyal ve siyasal olayların, mizacının ve bir kırılma devrine tekabül eden ömrünün değişik olumsuz sahnelerinin de etkisiyle karşılaştığı problemleri dışa dönük bir aksiyon adamı olarak çözmeye çalışmak yerine kendi içinde çözüm yollan aramayı tercih etmiştir. Bu tercih şüphesiz bir dizi bunalımı da beraberinde getirmiştir. Bir bakıma kendisini sosyal ve ma’şeri vicdanın yerine koyan şairin kendi ruh dünyasım tahrip etmesinden en büyük zararı inancı görür. Mizaç olarak çok almgan ve içe dönük olan Fikret’in içinde bulunmaktan memnuniyet duyacağı
bir devirde yaşamadığı muhakkaktır. Türkiye’nin batılılaşma serüveni inançta da bir sarsılma ve kırılmaya yol açtığı muhakkaktır. Yükselen Batı medeniyetinin karşısında durmadan gerileyen ve kendini toparlamaya çalışan bir ülkenin verdiği askerî, ekonomik ve diplomatik savaş bir yana asıl kaybedilen psikolojik savaş olmuştur. Bu bakımdan birçok Osmanlı aydım topluma bir direnç ve umut aşılayacakken daha bencil davranarak intihar yolunu ya da ‘ötekileşerek’ kendilerini kurtarma yolunu seçebilmişlerdir. Fikret gibi ‘araf ta kalmış aydınlarımız bu bunalımın platosu olarak kendi ruh dünyalarım seçmişlerdir. Durmadan istikbale ait umut ve beklentilerini tekrarlayan Fikret zaman zaman inanç bunalımları da geçirmiş ve bu hal hiç de azımsanmayacak bir şiddette tezahür etmiştir.

İnanmak İhtiyacı manzumesi her bakımdan insamn bir inanca sahip olması gerektiği konusunu işlemektedir. Şiire egemen olan boşluk ve karanlık duygusudur. Âkif Paşa’mn yokluğu yücelten, varlıktan nefret eden ve bir tür ‘hiçlik’e ulaşan Adem Kasidesi'nin yazılışından yarım yüzyıl sonra Fikret’in, özünü ‘boşluk’ ve ‘karanlık’ duygusu oluşturan bir ruh hali sergilemesi insanımızın düştüğü inanç kırılmalarını gö'steren önemli bir göstergedir.

Fikret, Bir inanca sahip olmayı insamn temel ihtiyaçlarından biri olarak görür. Kendisine güven verecek bir ‘kudret’e sahip olma güdüsüdür bu. Burada inanç yaratılanla yaratan arasında olması gereken manevi bağ olarak değil de dünya denilen gurbette insamn güvenip inanacağı bir kudret makamının olması gerektiği temi işlenmiştir.

Şairin içindeki inanç eksikliği bütün kâinatı, âsumam, zemini boş görmesine yol açmaktadır. Şairin tutunacağı bir nokta kalmamıştır. Allah’ın ipine sarılmak duygusundan çok uzaktadır. Her taraf büyük bir boşluktur. Şairin etrafında vahşi bir hiçlik dönmektedir. İradesi, beyni sarhoş bir haldedir ve her umut sahasında ayağı takılıp düşmektedir. Bu yalnızlık kabir gurbetine benzer. Şair bu noktada bir ‘agûş-ı ruhanî’(manevi bir kucağa)’ye inanmanın gerekliliğini vurgular. İnsanı bu boşluk duygusundan kurtaracak şey bir ‘kudret’in varlığına inanmaktır.

Fikret aslında insanoğlunun içinden bir türlü çıkamadığı bir ‘açmaz’ını sergilemektedir. İlkel insan bile mahiyetini algılayamadığı ve sırrım çözemediği güçlere karşı tapınma ihtiyacım duymuş böylelikle doğru ya da yanlış kendisine bir ‘mabud’ bulma gerekliliğine inanmıştır. Kendisini bir ‘kudret’e ait hissetme ve gerçekleşmemiş olsa bile zaman zaman onun yardımına ve yakınlığına ihtiyaç duyması bireyi rahatlatan bir duygu halidir. İnsanlık tarihinde mabud ve mabudeleri için savaşan toplulukların ne tür bir fedakârlıkta bulundukları açıkça belirtilmektedir. Bu durumun farkında olan Fikret inanmanın bireye getirdiği rahatlığı ve bu dünya gurbetinde yalnızlığım kıracak tek şey olduğunu vurgulamak ister.

Bu yalnızlık, bu bir gurbet ki benzer gurbet-i kabre...
İnanmak işte bir âguş-i ruhanî o gurbette.


Manzumenin ikinci bendi karanlık duygusu üstüne kurgulanmıştır. Boşluk duygusundan sonra karanlık şairin içinde bulunduğu karamsar halin boyutla-nm ortaya koymaktadır. Her taraf, her şey karanlıktır; idrak, zekâ ve akıl hep bir karanlık içindedir. Şairin ruhu üzücü bir donmuşluk içinde yatmaktadır. Eşyada bütün bu yoğunluk egemendir. Gerçeği bir dakikacık olsun anlamak mümkün değildir. İşte kuruntu veren bu karanlık, kabrin karanlığına benzer. İşte inanmak, inşam o karanlık yerde rahatlatacak olan nurlu bir yoldur.

Manzumenin her iki bendinin sonunda tekrarlanan kabrin gurbetliği ve karanlığıdır. Israrla vurgulanan bu ifadelere bakarak Fikret’in bu devirde derin bir metafizik endişe taşıdığına hükmedebiliriz. Tanrıyı ve inancı insanın ihtiyaçlarının bir figürü olarak gören anlayış varoluşçu felsefe ile yakınlık gösterir. Fakat onların cesaretine uzaktır.

Hakikat zahir olmaz dîde-i idrâke bir zerre...

dizesi manzumede işlenen duygunun ve ona egemen olan ruh halinin gerçekten ne kadar uzakta olduğunu işaret eder. Tann’mn sunduğu hakikat kavramının dışında -belki de- kendisinin inanmak istediği bir hakikatin peşinde olan Fikret’in, Servet-i Fünûn edebiyatında egemen çatışmalardan biri olan hayal-hakikat ikileminin dışında bir hakikat arayışının daha ciddi ve bir fantazyadan uzak karakterde olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

Evreni bütün bir boşluk ve karanlık yumağı olarak gören şairin Tann’mn tecelli ettiği hakikatleri görmezden geldiği düşünülemez. Tarih-i Kadîm ’e Zeyl şiirinde;

Bir örümcek götürür Hakka beni:

diyecek kadar yaratılanla yaratamn şaşmaz ilişkisini bilen şairin bu tutumunu tabiatıyla içinde bulunduğu ve durmadan değişen ruh haline bağlamak yerinde olur. Fikret de zaten bu med-cezirlerin şairi değil midir?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkürler!