Sayfalar

23 Nisan 2017 Pazar

Şiir Tahlili - Bir Lahza-i Taahhur - Tevfik Fikret

Bir darbe… bir duman… ve bütün bir gürûh-i sûr.

Bir ma şer-i vazî-i temâşâ, haşin, okur
Tırnaklariyle bir yed-i kahrın, didik didik,
Yükseldi gavr-i cevve bacak, kelle, kan, kemik…

Ey darbe-i mübeccele, ey dûd-i müntakim
Kimsin? Nesin?. Bu savlete sâik, sebeb ne kim?

Arkanda bin nigâh-ı tecessüs ve sen nihân,
Bir dest-i gaybı andırıyorsun, rehsen â-feşân.

Mâlik sesin o servet-i ra’dîn-i gayza ki
Her yerde hiss-i hakk ü halâsın muharriki

Sadmenle pâ-yi kaahiri titrer tegallübün,
En gırre tâc-i haşmeti sarsar tekarrübün.

Silkip ukub-i ribka-i a’sân, en çetin
Bir uykudan uyandırır akvânu dehşetin

Ey şanlı avcı, dâmını beyhude kurmadın!
Attın… fakat yazık ki, yazıklar ki vurmadın!

Dursaydı bir dakikacağız devrî bî-sükûn,
Yâhud o durmasaydı, o iklil-i ser-nikûn.

Kanlarla bir cinâyete pek benziyen bu iş
Bir hayr olurdu, misli asırlarca geçmemiş.

Lâkin tesadüf., âh, o kaviler münâdimi,
Acizlerin, zavallıların hasm-ı dâimi.

Birden yetişti mahva bü tedbir-i hârikı.
Söndürdü bir nefeste bu ümmîd-i bârikı;

Nakş etti bir tehekküm için baht-i bî-şuûr
Târih-i zulme bir yeni dibâce-i gurûr.

Kurtuldu; haklıdır, alacak şimdi intikam;
Lâkin unutmasın şunu târih-i sifle-kâm;

Bir kavmi çiğnemekle bugün eğlenen denî
Bir lâhza-i teahhura medyun bu keyfini!
 (1906)

Şiirin Tahlili

1900’den itibaren gittikçe yaşadığı toplumun ruhundan uzaklaşıp bir kin ve öfkenin kıskacında boğuşan Fikret, Sis, Tarih-i Kadîm gibi manzumeleri kaleme alır. Her ne kadar Sis şiirinin bunaltıcı havasmdan kurtulup Rücû’yu. yazarsa da Fikret’in dinsizliğe kadar uzanacak bireysel yalnızlaşmanın ve yabancılaşmanın etki ve göstergeleri kendisini gösterecektir.


Osmanlı tarihinin en çok tartışılan padişahlarından biri olan Sultan 11. Abdülhamid’in devleti ayakta tutabilme adına yürüttüğü siyaset ve bunun neticeleri hemen neredeyse dönemin bütün sanatçıları tarafından eleştirilmiş hatta kin ve öfke şimşeklerini üzerine çekmiştir. Mehmet Akif e İstibdat şiirini yazdıran nefret ve kin hali aynıyla Fikret’te de mevcuttur. Sultan’m takip ettiği siyasetin doğruluğu yanlışlığı bir yana daha çok bu politikanın sonuçlarıyla ilgilenen bu sanatçılar 1908 inkılâbının getirdiği yeni rejimi gördükleri zaman eskiyi arar olmuşlar, iki istibdat arasında şaşkınlıklarım gizleyememişlerdir.

İşte Fikret de tıpkı Mehmet Akif gibi Sultan’a karşı ve onun idare biçimine karşı duydukları öfke ve nefretin sonucu olarak önlerine çıkan fırsatları değerlendirerek duygularım dizelere dökmüşlerdir.

Bir Lâhza-i Taahhur (Bir Gecikme Anı) böyle bir ruh hali içinde yazıldı. 21 Temmuz 1905’te Ermeniler Sultan 11. Abdülhamid’e zaman ayarlı bir bomba ile bir suikast gerçekleştirdiler. Sultan Cuma namazım kılmak üzere gittiği Yıldız camiinden çıkarken Şeyhülislâm ile ayakta bir dakika konuşup oyalandığı için zamanında patlayan bombadan yara almadan kurtulur. Fakat bu suikastta yirmi altı kişi ölmüş, elli sekiz kişi de yaralanmıştır.

Padişaha karşı yapılan bu suikastı ondan kurtulmanın fırsatı olarak gören ve onun ölmemesini de bir talihsizlik kabul eden şair Bir Lâhza -i Taahhur adlı nefret ve öfke şiirini yazar.
Manzumenin ilk bölümünde şair bu suikastın yol açtığı tahribatı bir savaş cephesini tasvir eder gibi anlatır. Ardından “ey darbe-i mübeccele” (ey müjdeli darbe) diye bu suikastı gerçekleştiren ‘eller’i alkışlar. Bunlar görünmeyen fakat kurtarıcı ellerdir. Ona göre bu bombanın yarattığı ses zorbalığın kahredici ayaklarım titretmiş, en gururlu ve haşmetli taçlan yerinden oynatmış, sarsmıştır. Manzumenin devamında, bu ‘kutlu’ olayın milletlerin batıl gelenekler içinde sürüp giden uykusundan dehşetle uyanışına sebebiyet vereceği müjdelenir ve bundan duyulan memnuniyet dile getirilir. Fakat suikast başanya ulaşmamıştır. Sultan hayatta ve devletin başmdadır. Bu durumdan çok rahatsızlık duyan şair;

Ey şanlı avcı, damını beyhude kurmadın;

Attın., fakat yazık ki, yazıklar ki vurmadın!

diye hayıflanacaktır.

Şair sonraki dörtlükte Sultan’ın ölümüne yol açacak zamanlamanın tabiat tarafından yapılmasını yani zamanın bir dakikacık durmasını arzu ettiğini dile getirir. Eğer bu mümkün olmazsa Sultan’ın gecikmeyip kendisini bekleyen tuzağa doğru gidip kendisi gibi düşünenleri onun varlığından kurtarmayı hayal ettiğini ifade eder. Eğer öyle olsaydı bu suikast asırlardan beri eşi görülmemiş hayırlı bir iş olurdu.

Fakat işler şairin arzuladığı gibi gitmez. O da bu duruma yazıklanır. Şaire göre zorbaların yardımcısı, zavallıların her zamanki düşmanı Sultan sanki bu hari-kulâde plânı bozmak için bir dakika gecikir ve bütün plânlan alt üst eder.

Şiirin devamında şair bu kez bir durum değerlendirmesi yapar. Sultan ölmediğine göre artık intikam almak hakkıdır. Bir komitacı öfkesiyle söylenmiş bu sözün geçerliliği yoktur. Zira bu olaydan sonra suçlular yakalanıp âdil bir mahkemede yargılanmış ve gerekli cezalar çarptınlmıştır.15

Manzumenin sonunda şair haddini aşan bir eda ile;

Bir kavmi çiğnemekle bugün eğlenen denî
Bir lâhza-i taahhura medyun bu keyfini!


diyecek ve bir bahaneden yola çıkarak, bir zamanlar Culûsiye yazdığı Sultan’a karşı saklı öfke ve kinini gün ışığına çıkaracaktır. Bir Lahza-i Taahfıur manzumesi tamamen duygulanyla ve aceleci bir ruh halinin yönlendirdiği bi.r kalemin hırçın ve öfke dolu tablosudur. Fikret müzmin muhalif tavrım Sultan Aiıeu'ilhamid’i tahttan indirip iktidara gelen İttihad ve Terakki için de sürdürecek ve kendince kabul ettiği bir ahlâk anlayışının sürdürücüsü olacaktır.
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkürler!