Sayfalar

23 Nisan 2017 Pazar

Şiir Tahlili - Promete - Tevfik Fikret

Promete

Kalbinde her dakika şu ulvî tahassürün 
Minkar-ı ateşinini duy, dâima düşün:
Onlar niçin semâda, niçin ben çukurdayım?
Gülsün neden cihan bana, ben yalnız ağlayım?..
Yükselmek âsumâna ve gülmek, ne tatlı şey!..
Bugün şu hastalıklı vatan canlanırsa... 
Ey Müştâk-ı feyz ü nur olan âtî-i milletin 
Meçhul elektrikçisi, aktar-ı fîkretin 
Yüklen getir — ne varsa — biraz meskenet-fiken,

Bir parça ruhu benliği, idrâki besleyen 
Esmâr-ı bünye-hîzini; boş durmasın elin.
Gör dâima önünde esâtîr-i evvelin 
Gökten dehâ-yi nârı çalan kahramanım...
Varsın bulunmasın bilecek nâm ü şârunı!..

Şiirin Tahlili:

Devrinin olumsuz sosyal ve siyasal koşullanna rağmen Fikret’te daima bir geleceği kurma ümit ve düşüncesi vardır. Tarih-i Kadîm manzumesinde de be-lirttiği gibi geçmiş daima fenadır. Orada katliamlar, zulümler, yoksulluk ve kan \ ardır. Oğlunu çağın ilimlerini tahsil etmek üzere İskoç illerine uğurlayan Fikret’in nasıl bir gelecek ve toplum yapısı arzuladığı manzumelerinde açıkça ortaya konmuştur.


Pramete manzumesi Fikret’in eski Yunan mitolojisinden yararlanarak kaleme aldığı bir şiirdir. Manzumede Promete13 efsanesinden hareketle Fikret’in dışa dönük, atak ve bilginin rehberliğini kendisine yoldaş kabul eden yeni insan tipi anlatılmıştır. Promete pagan döneminde tanrıların elinden ateşi çalıp insanlara veren aslında kendisi de bir tanrı olan kahramandır. Ateş geniş anlamıyla ‘bilgi’yi temsil eder. Tanrılara ait birtakım bilgilerin insanların eline geçmiş olması pagan düşünce ve inanç sistemi içinde titanların gücünün zayıflaması insanların ise güçlenmesi anlamına gelmektedir. Çağın tanrıları her türlü ekonomik ve teknolojik gücü elinde bulunduran Batı’dır. O halde bu çağdaş titanların ellerindeki gücün bilgisine sahip olmak gerekir.

Şair manzumesini Promete efsanesinin değişik motiflerini kullanarak kur-gulamıştır. Buna göre manzumenin öznesi her dakika tıpkı Promete’de olduğu gibi kartalın gagasının ciğerlerini parçalamasından dolayı çektiği acıyı duymalıdır. Bu acı ona kendisinin neden çukurda, başkalarının ise semalarda olduğunu düşündürtmelidir. Geri kalmış bir toplumun sorumlu bir bireyi olarak kendi hissesine düşen çabayı göstermelidir. Mecaz anlamda kullanılan kartalın ‘gaga’sı Batı’nın üstünlüğü karşısında her an çekmekte olduğumuz zilletin, aşağılanmanın verdiği acı olarak düşünülmüştür. Her gün bu acı ile yaşamalı, ondan kurtulmak için çağdaş titanların bilgisine sahip olmak için çalışmalı, atılım yapmalı kısaca harekete geçmelidir.

Şair;

Yükselmek âsumâna ve gülmek, ne tatlı şey!..

dizesiyle yukarıda zikredilen çabanın getireceği armağana işaret eder. Yükselmek Fikret’in şiirlerinde önemli bir motiftir. Ferda manzumesinde;

Doymaz beşer dedikleri kuş i'tilâlalara
diyecek ve açıkça İkaros efsanesine bir göndermede bulunacaktır.

Manzumenin ikinci kıt’asmda şair o devirdeki Türkiye’nin durumunu özetler. Buna göre vatan hastalıklıdır. Onu sağaltacak, başta mikrop gibi bünyesini sarmış olan miskinliği ortadan kaldıracak, bir parça ruhu ve benliği besleyecek olan gıdalar gereklidir. Bunu getirecek olan da şairin “âtî-i milletin meçhul elektrikçisi” dediği milletin Promete ruhlu gençleridir. Pasif ve hayat karşısında mağlup, kendi problemleri içinde boğuşan ve ağır bir melankoli ile santimantalızmin kıskacında tanıtılan Servet-i Fünûn neslini temsil eden tipler yerine Promete gibi her bakımdan cesur ve korkusuz bir kahramanı milletin gençlerine örnek olarak sunulması Fikret ve bu devir edebiyatı hakkında verilmiş kimi toptancı hükümlerin gözden geçirilmesini gerektirmektedir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkürler!